Barcelona, Eli Kulağında
Eylül 19, 2007 tarihinde Ahmet Sözer tarafından eklenmiştir
Nihayet yeni Opteron ve Phenom modellerini göreceğimiz zaman yaklaşıyor. Heyecanlı dört çekirdekli işlemci bekleyişi bitiyor.
Biz AMD’ye, AMD piyasaya hasret. Her ne kadar en tepe performansı değerlendirmeden ve en çok kim yendi, en son kim yeni muhabbetlerine girmezsek, Intel’in Core serisi işlemcilerine kadar teknik üstünlük konusunda oldukça eskimiş bir mimariyle idare ediyordu. Tabii o kadar geliştirici ordusu geç de olsa olayın farklı yerde bittiğini anlayıp Core serisini üretene kadar. Ardından AMD kendi K8 mimarisini geliştirmeye devam etti, velâkin teknik getiriler, maliyetler falan derken pazar payı artışı tersine döndü. O kadar ki artık bazı yorumlarda, bilhassa ATI’nin yeşermesinin ardından, AMD şöyle bi iflas bayrağı çeksin, rahatlasın, sonra yavaştan toparlanır; bu böyle gitmez nasıl olsa, şeklinde yorumları görür olduk.
Teknik Bir Mesele
Görünen o ki, platform savaşlarında AMD hep var ve bu varlığı sürdürecek. Sonuçta mücadele ettiğiniz rakip sizin bilmem kaç katınızsa ve kendisi hakkında ticaretini usulüyle yapmadığına dair dünyanın çeşitli yerlerinde görülen davaları varsa, buna rağmen siz hâlâ buradayım diyorsanız; bundan daha büyük başarı bir de teknolojik liderliği elinizde tutmaktır. Tabii dediğimiz gibi mavilerin Core girişimi çok başarılı bir ürün verdi; dolayısıyla teknolojik liderlik şimdilik ortada duruyor olabilir. K7 de nasıl bir mimariyse artık, ancak onuncu yılında yerini tamamen yeni bir mimariye (Bulldozer isimli çekirdek) bırakacak.
Esa la rumba de Barcelona
La Liga havasındaki yeni çekirdek ve türevleri, oldukça güzel eğlenceler sağlayacağa benziyor. Özellikle soket uyumluluğu konusunda bakalım hiç sorun yaşanacak mı? Açıkçası test merkezimizdeki AM2 soketli sistemlere birkaç çekirdekli Phenom işlemcileri takıp ifadelerini almak için sabırsızlanıyoruz. Yaşayabileceğimiz olası sorunlar ise birçok kişi için çözüm olacaktır.
Açıkçası Barcelona ve türevi işlemcilerde en beğendiğimiz özelliklerden biri güç koruma sistemleri. Her çekirdeğin farklı frekanslara sahip olabilmesi çok başarılı bir özellik. Intel tarafında bunun benzeri bir uygulama var; hatta sistem toplam ısı salımı ayarlayıp bir çekirdeğin hızını aşırı artırırken diğerini yavaşlatıyor. Barcelona daha detaylı, doğrudan hız böleni şeklinde bu değişimleri uyguluyor.
Bilmiyoruz ki doğru bir çıkarım mıdır; fakat akıllı yönetim donanımları ve yazılımlarıyla birlikte bu sürekli değişken şekilde sistemin en uygun hız aşırtmaları kendiliğinden ve gerektiği şekilde çekirdeklere uygulayabilmesi anlamına da geliyor. Dört çekirdekli bir işlemciyi kullanan bir oyun sisteminde oyun bir çekirdeği tamamen meşgul ederken o çekirdeğin hızı makul bir değer miktarında artırılır; diğer çekirdeklerden iki tanesi pek fazla kullanılmayacağı için derin uykuya dalarken dördüncü çekirdek de arka plandaki görevlerle ilgilenebilmek için yarı uyur şekilde çalışabilir. Buradaki fantezi de artık tamamen anakart üreticilerine kalmış. Görev dağıtımı ise her zaman işletim sisteminin yeteneğinde.
Gerçekten Dört Çekirdek
AMD’nin yıllardır kullanmadığı üçüncü seviye önbellek, artık farz oldu diyebiliriz. Zira dört tane birbirine denk ve bağımsız çekirdeğin önbellek tutarlılıklarının gözetilmesi ve hem bellekten hem de sistemden olmak üzere iki ayrı kanaldan gelen verilerin paylaştırılması için sadece bir önbellek çapraz bağından fazlasına ihtiyaç var. Ürünlerde 2 MB üçüncü seviye önbellek, ve çekirdek başına 512 kb ikinci seviye önbellek var. Artık yıllardır alışıldığı şekilde birinci seviye önbellekler de çekirdek başına 64 kb komut ve 64 kb veri olmak üzere toplam 128 kb.
Tahmin etmesi zor olmayan bir durum var: Bu mimariden çıkacak yeni nesil HyperTransport veri yoluna sahip ve ek yongasız 8 işlemciye kadar tek sistemde çalışabilen Opteron işlemcilerin veri trafiği tam bir şenliğe dönecek. Zira 8×4 sadece bir deodorant markası değil, dar alanda kısa paslaşmaların yeni tanımı olacak gibi görünüyor. Neyse ki bu verinin çekirdekler arası dağıtımı ve önbellekler arası okuma ve geri/üzerine yazılma işini veriyolu seviyesinde çözebilen Bağdaşık HyperTransport (coherent HyperTransport) veriyolu tüm Opteron mimarisini üzerinde taşıyabiliyor.
Şimdi buraya kadar sabredip okuyanlar diyebilir ki, neden başkası yapmıyor? Aslında yapanlar var; fakat bizim işimiz x86 ve üzerine uzantılar eklenmiş x86-64 gibi platformlar olduğu için, gerek okur gerek yazar olarak işin bu kadarına tekabül eden kısmında uzmanlaşıyoruz. Kendi ortamımızda işi ele alırsak, her üretici kendi mimarisini planlıyor ve farklı bakış açıları geliştiriyor. AMD tarafı bunu, doğru veya yanlış, AMD64 serisi işlemcilerin ilk zamanından beri “yonganın içine birkaç şey daha gömelim, sistem tasarımları şenlensin” şeklinde götürüyor.
Son kullanıcı için işlemci sistem denetçi yongasına ha HyperTransport’la bağlanmış ha AMD’nin kendisine özgü bir başka arabirimiyle bağlanmış çok umursamazken sunucu tarafında benzer bir mimari kullanan sistemlerde SMP (bakışımlı çoklu işlem, symmetric multiprocessing) konusu açılınca işin rengi değişiyor. Bu durumda da üretici diğer alanlarda elde ettiği deneyimi daha da geliştirerek konuyu daha da ileri götürebiliyor. Yani kısaca demeliyiz ki, doğal dört çekirdek AMD tarafı için bir iftihar kaynağıyken aynı zamanda teknik bir gereksinim durumunda. Intel tarafı ise kendi dört çekirdekli sisteminin kendi ölçütlerinde sorunsuz ve verimli çalışması için böyle bir gereksinim içinde değil; kendilerinde sistemi çılgınlar gibi besleyebilen bir bellek-işlemci köprüsü var. Her şey mimaride bitiyor.
Sözün Özü…
Her şey sahada belli olacak. Bekleyeceğiz ve örnekler geldiğinde bunları diğerleriyle kıyaslayacağız. Ancak böylece yeni fikirlerin daha sağlam olup olmadığını görebiliriz.



Yorumlar
Feel free to leave a comment...
and oh, if you want a pic to show with your comment, go get a gravatar!
You must be logged in to post a comment.